Share it

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Cepten Kan tahlili !


\

UCLA Elektronik Mühendisliği bölümünde Bio/Nano Fotonik Laboratuvarı müdürü Prof. Aydoğan Özcan, bir cep telefonu / web kamerasıyla bile vücut sıvı örneklerindeki hücreleri ve mikro parçacıkları görüntülemeyi sağlayan bir teknik geliştirdi.

\
Söz konusu çalışma LUCAS - Lensless Ultrawide Field Cell Monitoring Array Platform based on Shadow Imaging (Gölge Görüntüleme Tabanlı Merceksiz Ultrageniş Hücre Görüntüleme Dizin Platformu) olarak adlandırılıyor. Bazı eklentilerle sıradan bir cep telefonunun kamerası kullanılarak HIV, sıtma, lösemi benzeri kan hastalıklarının tanımlanması deneyleri UCLA'da Özcan tarafından gerçekleştiriliyor. Bu teknikle, bir mercek kullanmaksızın saniyeler içinde binlerce hücre aynı anda ayırt edilebiliyor. Sıvı örneği doğrudan fotoğraf sensörünün üzerine konuyor. Örneğe doğrultulan mavi bir LED'in 470nm dalga boylu ışığı, örnekteki hücrelerin şekilsel farklarını ortaya çıkarıyor. Alıcıdan elde edilen bu görüntüden ilgili veriler, bu iş için özelleşmiş bir yazılımın sayesinde anlamlı bilgilere dönüştürülüyor. [wired]




















Güneş pilli el feneri !!

\

Gündüzleri güneş pilleriyle şarj olup, gece karanlığını aydınlatan bu el feneri, bünyesinde 5 parlak beyaz LED barındırıyor. 6-8 saat güneş ışınlarına maruz bırakıldıktan sonra 3-4 saat boyunca ışık üretebiliyor. El fenerinin dayanıklı alüminyum alaşımdan üretilmiş kasası paslanmıyor. Fener su sıçramalarından da etkilenmiyor. Fiyatı 20$.

[techchee]

Bileğine Kuvvet !!!

bu bileklik ile cep telefonunuzu istediğiniz yerde şarj edebileceksiniz. Hem de sadece bilek gücünüzle :D

\
Vücut sıcaklığından yararlanarak kendi bataryasını dolduran bu bileklik, ihtiyacınız olduğu zamanda micro-USB portla telefonunuzu şarj etmenize olanak sağlıyor.

2 Nisan 2009 Perşembe

Dodge Circuit EV

\

crysler içinde bulunduğu mali kriz ile boğuşurken, ne yazıkki muhtemel bir geç kalınmışlık ile dodge circuit'i piyasaya sunuyor.
\

trafikteki tarihi içtenyanmalı motora sahip otomobillerden bile eski olan bu tür araçlar, crysler için esasında yeni bir uğraş değil. öncelikle GM ve crysler, 70'ler ve 90'lar da bir çok kez elektrikli otomobilleri pazara sürmeyi denemiş ancak teknolojik başarısızlıktan çok piyasa başarısızlığına uğramışlardır.
\

hatta who killed the electic car? diye de bir belgesel filmi var bu durumun.
\

ancak şimdilerde yeni bir devrim yaşanıyor hepimizin bildiği gibi, şimdi bir bilinç oluşmakta. tabi firmaların çoğu geç kalmışta olsalar elektrikli ve en önemlisi temiz/çevreci ve hatta ekonomik bu otomobiller için yeşil ışık yaktılar.
\

bi yeni akım ile fırsat bilen girişimciler, önceleri crysler gibi devlerin bile elektrikli otomobilleri sokamadıkları pazarlara giriyor bu pazarda yeni yeni firmalar türer hale geliyor. hatta dodge'nin bu modeli mi yoksa tesla'nın roadsteri mi daha uzun yaşayacak diye tartışmalar bile yok değil.
esasına bakarsak tesla ya da dodge circuit makyajları ve bir kaç teknik yapısı dışında hemen hemen aynı olsalar da yolun başında sayılmazlar mı? bu araçlara talep arttıkça çeşitler ve teknolojiler gelişecek. unutmamak gerekirki hayatımıza yön veren hemen hemen tüm teknolojilerin temeli savaşlarda atılmıştır. gerek askeri gerek iktisadi savaşlarda... o zaman bu seferde bu piyasada bir rekabet doğmasını izleyelim.
\

bu kadar edebiyat,tarih ve felsefeden sonra, 2010 ya da 2011 gibi piyasaya sürülecek olan yolların yeni ve çevreci viper'ı dodge cirduit'in özellikleri ise kısaca şöyle:

2 kişilik kupe,
dönüş mesafesi 11 mt.
ön arka bağımsız süspansiyon,
arkadan itiş ve 200KW ( 263 beygir ) elektrik motoru.
0-100 hızlanması 5 sn'nin altında
enfazla 193 km yapabilen bu araç 200 küsür km menzile sahip...

Kaynak

11 Mart 2009 Çarşamba

Kablonun içindeki güneş

Günün ortasında, güneşin en cömert olduğu vakitlerde düğmeye dokunup ışığı açmak bana her zaman mantıksız gelmiştir. Düşünün dışarıda sonsuz ve bedava bir enerji kaynağı var ama siz aydınlanmak için elektrikten yardım alıyorsunuz. Peki bir bodrumu yada penceresi olmayan bir odayı elektriksiz, sadece güneş ışınlarıyla nasıl aydınlatabiliriz? Cevap bulunmuş! Fiber optik kabloların içinden güneşi evimizin en karanlık alanlarına taşıyarak.

Aslında uzun zamandır üzerinde kafa yorulan ama bugüne kadar ticari olarak piyasaya sürülmemiş bir uygulama. İsveç şirketi olan Parans, çatıya yerleştirilen güneş kollektörleri yardımıyla güneş ışığını toplayıp fiber optiklerle evinizin en karanlık yerlerine zahmetsizce ulaştırabiliyor.

İnşaat safhasında binanın döşemelerine, duvarlarına yerleştirilecek fiber optik kablolarla bu sistem kurulabiliyor. Çatıdan yada dış cepheden alınacak güneş ışığı, 20 metreye kadar yapı içine ulaştırılabiliyor.

Ayrıca doğal ışığın özellikle ofislerde insan psikolojisi üzerinde olumlu etkiler yarattığı, performansı artırdığı ve güneş gökyüzünde olduğu sürece elektrik faturalarının daha az cep yakacağı bilindiğinden bu teknolojinin özellikle iş ortamlarında fazlasıyla kullanılacağı aşikar.

Aşağıda sistemin aydınlatmasını gösteren bir video var.



-Kaynaklar-
jetsongreen.com
parans.com
huvco.com

-Fotoğraflar-
parans.com
huvco.com

Offshore Rüzgar Tarlası

2002 yılının yaz aylarında Danimarka'da dünyanın denizdeki (offshore) en büyük Rüzgar Tarlası kuruldu. Ne var bunda diyebilirsiniz. Şu an dünyada rüzgar enerjisine (özellikle denizde) geleceğin enerjisi gözüyle bakılıyor. Danimarka'da kıyıdan 14-20 km açıklıkta, devasa rüzgar türbinlerine (80 adet Vestas V80-2.0 MW türbini) sahip, Horns Rev tesisi işte bu amaçla Danimarka'nın geleceğine yatırım amacıyla kuruldu. Türbinlerin boyutları aşağıdaki resimlerden daha iyi anlaşılabilir.


Pervaneler Danimarka'da 2030 yılına kadar 5 atom santralinin üreteceği enerjiye eşdeğer enerjiyi, 5500 megawatt enerji üretecek. Bu enerjinin 4000 megawatt'ını denizlerdeki rüzgâr santralleri üretecek. Böylece Danimarka'nın enerji ihtiyacının yarısı rüzgâr santrallerinden karşılanmış olacak. Diğer yarısı da Norveç'in hidrolik santrallerinden gelecek.
Aşağıda bu tesisin yapımı sırasında çekilmiş görüntüler var. Yüklenmesi için birkaç saniye bekleyin.

Dünyada bu konuda Danimarkalılar, Almanlar, İspanyollar ve Portekizliler epey yol katetmiş durumdalar. Bu ülkelerin yoğunlaştıkları rüzgar tarlaları daha ağırlıklı olarak "offshore" yani açık denizlerde. Burada hem yeryüzünün engebeli olmaması dolayısıyla rüzgarın verimi daha yüksek, hemde ses vs gibi nispeten olumsuz olabilecek özellikleri daha aza indirgenmiş durumda, artı istediğin yere de yapabilirsin.

Genelde rüzgar türbinleri kesintisiz rüzgar sağlanacak yerlere kuruluyor. Rüzgar enerjisinin en büyük sıkıntısı, sürekli ve istikrarlı bir şekilde enerji sağlamıyor olması. Yani Ocak ayında toplanan enerji ile Ağustos ayında toplanan enerji fark gösterebiliyor. Dolayısıyla birincil enerji kaynağı olarak kullanılması biraz güç görünüyor, mutlaka kesintisiz bir enerji türü ile desteklenmesi lazım. Fakat sınırsız bir enerji ve herhangi bir yakıta ihtiyaç duyulmuyor. Yani bir yerden petrol, su, doğalgaz tedarik etmeniz gerekmiyor, dolayısıyla % 100 yerli bir kaynak. Tabii başta rüzgar türbinleri için yatırım yapmanız gerekiyor. Ama diğer enerji türleri ile kıyasladığınızda o da oldukça ucuz bir başlangıç maliyeti sağlıyor. Örneğin hidrolektrik santrali için koca koca barajlar yapmanız gerekli. Ya da termik santraller için madeni çıkartmanız, bazen işlemeniz ve onu yakmanız için santraller inşa etmeniz gerekiyor. Daha sonrasında atıklarını da yönetmeniz lazım.

-Kaynaklar-
http://en.wikipedia.org/wiki/Wind_farm
http://www.windpowerphotos.com/
http://www.windpower.org/es/pictures/offshore.htm
http://www.seacore.co.uk/project.php?pID=30

Rüzgar Barajı

cihanozdemir.comÇok radikal bir düşünce. Rüzgar türbinleri yerine rüzgar barajı yapmak daha verimli ve ucuz olabilir. Düşünce aslında basit. Biliyorsunuz ki vadi gibi yerlerde rüzgar türbülansı oldukça fazladır. Vadinin daraldığı kısımlarda ise rüzgar şiddeti maksimuma çıkar. İşte bu daralma noktalarına rüzgar barajları yapılabilir.

Hesaplamalara göre 1 rüzgar barajı ortalama 120 megawatt enerji üretebiliyor ki buda yaklaşık 35 evin enerji ihtiyacına eşit, bir vadiyede bunlardan yüzlercesi kurulabilir. Şu anda Finli bir şirket bu projeye 5 milyon dolar yatırıp Rusya'nın Ladoga gölü yakınlarında Kevlar'dan rüzgar barajı yapımına başladı.


-Kaynak-
popsci.com