
UCLA Elektronik Mühendisliği bölümünde Bio/Nano Fotonik Laboratuvarı müdürü Prof. Aydoğan Özcan, bir cep telefonu / web kamerasıyla bile vücut sıvı örneklerindeki hücreleri ve mikro parçacıkları görüntülemeyi sağlayan bir teknik geliştirdi.


UCLA Elektronik Mühendisliği bölümünde Bio/Nano Fotonik Laboratuvarı müdürü Prof. Aydoğan Özcan, bir cep telefonu / web kamerasıyla bile vücut sıvı örneklerindeki hücreleri ve mikro parçacıkları görüntülemeyi sağlayan bir teknik geliştirdi.


Gündüzleri güneş pilleriyle şarj olup, gece karanlığını aydınlatan bu el feneri, bünyesinde 5 parlak beyaz LED barındırıyor. 6-8 saat güneş ışınlarına maruz bırakıldıktan sonra 3-4 saat boyunca ışık üretebiliyor. El fenerinin dayanıklı alüminyum alaşımdan üretilmiş kasası paslanmıyor. Fener su sıçramalarından da etkilenmiyor. Fiyatı 20$.
bu bileklik ile cep telefonunuzu istediğiniz yerde şarj edebileceksiniz. Hem de sadece bilek gücünüzle :D








Günün ortasında, güneşin en cömert olduğu vakitlerde düğmeye dokunup ışığı açmak bana her zaman mantıksız gelmiştir. Düşünün dışarıda sonsuz ve bedava bir enerji kaynağı var ama siz aydınlanmak için elektrikten yardım alıyorsunuz. Peki bir bodrumu yada penceresi olmayan bir odayı elektriksiz, sadece güneş ışınlarıyla nasıl aydınlatabiliriz? Cevap bulunmuş! Fiber optik kabloların içinden güneşi evimizin en karanlık alanlarına taşıyarak.
Aslında uzun zamandır üzerinde kafa yorulan ama bugüne kadar ticari olarak piyasaya sürülmemiş bir uygulama. İsveç şirketi olan Parans, çatıya yerleştirilen güneş kollektörleri yardımıyla güneş ışığını toplayıp fiber optiklerle evinizin en karanlık yerlerine zahmetsizce ulaştırabiliyor.

İnşaat safhasında binanın döşemelerine, duvarlarına yerleştirilecek fiber optik kablolarla bu sistem kurulabiliyor. Çatıdan yada dış cepheden alınacak güneş ışığı, 20 metreye kadar yapı içine ulaştırılabiliyor.


Ayrıca doğal ışığın özellikle ofislerde insan psikolojisi üzerinde olumlu etkiler yarattığı, performansı artırdığı ve güneş gökyüzünde olduğu sürece elektrik faturalarının daha az cep yakacağı bilindiğinden bu teknolojinin özellikle iş ortamlarında fazlasıyla kullanılacağı aşikar.
2002 yılının yaz aylarında Danimarka'da dünyanın denizdeki (offshore) en büyük Rüzgar Tarlası kuruldu. Ne var bunda diyebilirsiniz. Şu an dünyada rüzgar enerjisine (özellikle denizde) geleceğin enerjisi gözüyle bakılıyor. Danimarka'da kıyıdan 14-20 km açıklıkta, devasa rüzgar türbinlerine (80 adet Vestas V80-2.0 MW türbini) sahip, Horns Rev tesisi işte bu amaçla Danimarka'nın geleceğine yatırım amacıyla kuruldu. Türbinlerin boyutları aşağıdaki resimlerden daha iyi anlaşılabilir.
Çok radikal bir düşünce. Rüzgar türbinleri yerine rüzgar barajı yapmak daha verimli ve ucuz olabilir. Düşünce aslında basit. Biliyorsunuz ki vadi gibi yerlerde rüzgar türbülansı oldukça fazladır. Vadinin daraldığı kısımlarda ise rüzgar şiddeti maksimuma çıkar. İşte bu daralma noktalarına rüzgar barajları yapılabilir.

